| | Üretsiz Blog oluştur

hey hat...!

G ü L ü m s e...

Aşk

Çok zamansız yakaladın beni,
..çok acemi

Bunu saymıyorum aşk
..bir daha gel emi

hey aşk! seni hiç aldatmadım...

Bu öykü Halim Bahadır'ın 'Hey Aşk Seni Hiç Aldatmadım' adlı romanından alıntıdır.
Bir şairin yüreğini Halim Bahadır'a açtığı bir sohbet içinden... Halim Bahadır'ın dilinden...
** 
 
 


'Hocam hayat kaç kere yere serdi sizi ?' dedi.
'Birden çok fazla' dedim.
'Ne yaptınız sonra?' dedi.
'Ayağa kalktım hayatın yasası bu. Düştükten sonra kalkarsın' dedim.
'Hocam ben kalkamadım' dedi, ağlamaklı bir sesle, 'denemeye bile kalkmadım.'
'Ne oldu hocam' dedim.
Bir süre düşündü, derin bir soluk aldığını duydum sonra.
'Kırkyedi yaşındaydım' dedi 'o zamanlar. Evlenmemiştim. Bir evim vardı ama annem yalnız
ve yaşlı olduğu için onda da kalıyordum bazen. İyi bir işim vardı. Sanat adamıydım ben zaten.
Dışarıdan bakıldığında çok insanın imrendiği bir adamdım. Ama içim bomboşmuş ve
bunu sonradan anlayacaktım. Kafama göre bir insan bulamamıştım. Ruh ikizi denen o şey var ya
onu arıyordum sanırım. Çok seçiciydim. Ve artık bunun olmayacağına karar vermek üzereydim.
Zaten artık yaşlanıyordum da... Ama bir gün, o akşam üstü herşey alt üst oldu.
Orta boylu, güleç yüzlü, gencecik, kıpır kıpır, güzel, esmer bir kadına rastladım bir şiir dinletisinde.
O kadar güzel ve derinden baktı ki, inanın içim titredi. Şiiri bile unutacaktım az kalsın.
O hayranlık dolu bakışlar, o içtenlik, o hafif gülüş elimi ayağımı birbirine dolaştırmaya yetmişti...'

Yine o suskunluk, tavanlara dikili gözler...
'Onu unutamadım. Gece rüyama girdi. İzmir'deydim bulmaya karar verdim onu.
Ama nasıl? Sonra aklıma yeni bir şiir dinletisi düzenlemek geldi. Oraya gelebilirdi. Ve geldi.
Artık onu kaçıramazdım. Dinletinin ardından tanıştık. Onu alıp sahile yürüyüşe çıkardım.
Sonra bir yere oturup çay içtik. Ve nasıl başardıysam duygularımı açtım ona.'

'Onun tavrı ne oldu hocam' dedim.
Başını hafiften bana çevirirken, 'O anda sarıldı boynuma. Yanaklarımı öptü ve
'beni bulacağını, beni isteyeceğini biliyordum' dedi bana... '
'Ve ruh ikizini bulan iki insan olup çıktınız sonra' dedim.
Derin bir iç geçirdi. Bir sigara yaktı. Dumanı üfledi tavana doğru.
'Daha da ötesi oldu hocam' dedi, 'ruh ikizimi ararken bir cennet bulduğumu kısa sürede anlamıştım.
Dokunuşu, sevmeleri, sıcaklığı, gözlerindeki o derin ışık, sevişmelerimizin doğallığı,
aldığımız hazzın yoğunluğu kendimden geçiriyordu beni. Onu çok sevmiştim. Ona aşıktım.
O da aynı durumdaydı. Benim yarı yaşımdaydı. Ama deli gibi seviyordu beni.
Birbirimizi koyacak yer bulamıyorduk. Sürekli öpüşen, el ele göz göze bir çifttik artık.
Onu kıskanmıyordum ama biliyor musunuz? Gerek yoktu ki kıskanmaya. O ruhu ve bedeniyle benimdi zaten.
O da kıskanmazdı. Ondan başka biri olamazdı ki hayatımda. Bunu adı gibi biliyordu.
Bütün enerjimiz, hayatlarımız birbirimiz içindi...'
Yeniden sustu. Yorulmuştu. Konuşmak için enerji toplaması gerekiyordu.
Bacağını ötekinin üzerine atmakta zorlanıyordu.
'Tam üç yıl sürdü bu aşk hocam, tam üç yıl. Bir gecesine, bir anına bile razı olacağım aşk
tam üç yıl sürdü. Cennette üç yıl yaşadım. Tanrı bana cenneti bu dünyada bahşetmişti...'
ve ağlamaya başladı. Gözlerinden boşanmaya başladı yaşlar.
[...]
'Tanrım ne yaptın? Tanrım ne yaptın?' diye söylendi sonra bir süre.
Birkaç dakika sonra sustu gözyaşları.
'Tanrı ne yaptı hocam' dedim.
'Beni cennetsiz bıraktı' dedi ağlayarak, 'meleğini geri çağırdı.'
Yıkılmıştı. Bitirmişti onu içindeki kasırga. Bütün ruhunu yıkamıştı acılı gözyaşları.
Kadehini tutuşturdum eline ve bir yudum almasını rica ettim bakışlarımla. Gördü beni galiba.
Bir yudum aldı.
'Bir trafik kazası' dedi, 'lanet bir kaza işte. Bir kamyonun altında kaldı meleğim.'
Sonra kağıt mendille kurulamaya çalıştı gözyaşlarını. Bir sigara daha yaktı.
'İzmir'den kaçtım onu toprağa verdikten sonra' dedi madeni bir sesle, 'oralarda kalamazdım.
Kalsam delirirdim. Biliyordum bunu. Ama delirmek istemiyordum. Yaşamak istiyordum.
Bir süre daha en azından. Her sevgililer gününde, her doğum gününde gittim İzmir'e.
Ve mezarına bir karanfil bıraktım. Bunu ömrümün sonuna kadar da yapacağım.
Bir gün ne yaptım biliyor musunuz? Onunla ilk kez şarap içtiğimiz yere gittim. Epey içtim. Ağladım.
Sonra çıldırmak üzere olduğumu anlayınca kalktım ordan.
Ve gidip mezarını ellerimle kazımaya kalktım. Alıp eve götürecektim onu. Orada yatamazdı o.
Benimdi o. Sevgilimdi. Aşkımdı. Meleğimdi. Cennetimdi. Toprağın altında olamazdı.
Sonradan aklım başıma geldi. Ve oracıkta iki söz verdim kendime. Onu aldatmayacaktım.
O aşkı kirletmeyecektim. Zaten aşkı kirletemezdi insan. Aşk aldatılamazdı. Aldatılırsa aşk olmazdı.
O yüreğinde yaşadıkça başka birine dokunamazdın. Bunu biliyordum.
Geceydi. Ve bağırdım geceye doğru mezarlıkta.
HEY AŞK dedim, SENİ HİÇ ALDATMAYACAĞIM!

İkinci sözüm ise şuydu hocam. Altmışlı yaşların ortalarında ben de gideceğim yanına.
Hemen de gidebilirdim. Ama bunu o da istemezdi sanırım. Yirmi yıla yakın bir süre o aşkı yaşayacağım içimde.
Doya doya. Acıyla, kanla, hasretle, ağlayarak... Bir şey daha var hocam.
Kendimi öldürmeden önce mezarına gideceğim. Ve sözümü tuttuğumu haykıracağım orada meleğime:

HEY AŞK! SENİ HİÇ ALDATMADIM...


aslında önce sadece bu yazıyı paylaşmayı düşünüyordum yorum yapmadan
sonra bi arkadaşımın önerisiyle kendi yorumumu eklemeye ve sizin düşüncelerinizi de sormaya karar verdim ve o yüzden buraya açıyorum başlığı


aşka aşkın yanındayken seninleyken de sahip çıkman gerekir
aldatmaman
gereken değeri vermen
sonra başka bi aleme uçmasa da elinden kaçarsa meleğin
daha kötü

dedim henüz ölmemiş melekler için

ölen veya ölmeyen
devam ederken bitmek zorunda bırakılan veya hiç başlanamamış aşklara..


aşk mı biter insanlar mı yorulur aşka mı ihanet edilir aşık olana mı yoksa kendimize midir ihanet aslında

Hüzün

Bir nefeslik dinlenişti hüzün...
Hep bir gülümseyişe aralanan dudaklarımı büzmekti...
Hayatın şaşırtma kuvveti öylesine büyüktü ki...

Kocaman kocaman açılmış gözlerimi küçücük bir an yummaktı hüzün...
Bir iki damla yaş da cabası.

yalnızlık..

yalnız kalmaktan daha kötü
şeyler de vardır hayatta
ama genellikle
bir ömür alır bunun
farkına varmak
o zaman da
çok geçtir
ve çok geçten
daha kötü
bir şey yoktur
hayatta.

İnandır hadi

sen,
bir gün yine çıkacaksan karşıma
haber ver,ne olur.
en güzel elbiselerimi giyip-tertemiz-
seni bekleyeyim.

beni hatırla ve inandır
yaşamın güzel olduğuna.

F.D.

sevmek

''şimdi
dokunsan
ağlarım belki.

ama
erimek varken
parmaklarında

ağlamak
kolaya kaçmak olur.
sevmek zoraki. ''

küsme

1152174largeqd7ym7 

 

 

düşlerine küsme çocuk,
kavuşmayı bekle .
ömrünün son basamağında da olsan ,
korkma ölümlerden .

n'olur

yüzümde tebessüm
yüreğimde umut
...
..
dön..

Leyl-i

 

 ...

 ..

..sensiz hiçbir şeyi yaşamanın tadı yok şimdilerde

gelince

kalbim bir etten organ sadece

kalbim yüreğim olur,

sen gelince...



Yılmaz Erdoğan