Kendi blogunu oluştur ;)

hey hat...!

G ü L ü m s e...

Ağustos 2007 tarihli yazilar (sayfa 1)Ağustos 2007 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Ne kötüdür..

174qp3bx3nb8 

 

Ne kötüdür

insanın aklı ile yüreğinin arasında kalması...
Ne kötüdür

insanın an kadar yakın Bir asır kadar uzak olması...
Ne kötüdür bilirmisin

insanın bildiğini anlatamaması...
Ben deyip susması

sen deyip ağlamaklı olması...

AyrıLık..

ayrılık  

İçimde sana söylemek istediğim binlerce sözle,

Aynadaki bana benzemeyen insana bakıp acıyorum...

Senin dışında binlerce insanla aynı ortamı soluyorum...

Olmayacak insanlara adınla sesleniyorum...

Bazen hiç haketmeyen kişilere,

Sana söylemek istediğim güzel sözcükleri sıralıyorum...

Şimdi bir tesadüf olsa, çıksan karşıma..

Biliyorum içimde sana ait kocaman bir sevdaya rağmen,

Sessizce çeviririm kafamı..

Sahte gülücükler atarım ortaya...

Sen gittiğinden beri yapmaya alıştığım gülüşler gibi...

Zaman geçti, kimi yaralarım kabuk bağladı..

Kimileri sadece karanlığa saklandı...

Ama değişti sevdanın rengide, beklentilerde...

Şimdi bi tesadüf olsa, çıksan karşıma..

Ben yüzümü çevirmesem, gözlerine bakıp kalsam...

Kalırmısın gözlerimde..?

Gözlerine kanabilirmiyim tekrardan..?

Ne kötü değil mi..

Cevabı kendime çok rahat verebilmem...

Ne sen kal diyebilirsin,

ne de ben sevgime rağmen dönebilirim...

Sema - Gözlerin Hala Benim mi

söyLesene nasıL bitti..
nasıL bitebiLdik biz..
ßöyLesine içimdeyken sen
nasıL eksiLdin benden..
söyLesene..
 akılma her geldiğinde

 
  

hep_akLımdasın.. unutamam ki..

nemLi gözLerim...

Ya senLe ya...

kayıp düşLer   

yokLuğunun sancıLarında kıvranırken gönLüm

yanLızLığa yemin içtim..

Ya senLe ya hiç..

 

 

~~Sensiz KaLma İhtimaLi~~

varLığınLa yokLuğun arasında kaLmayacağım artıK! 

Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık,

....sadece olmayacaksın.

Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda.

Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra.

İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim.

Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını.

Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin,

susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …?

Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli,

unutmalı...

Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim.

Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık,

yeniden sevmenin,

sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için.

Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına.

Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı,

bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım...

Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim.

Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim.

Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım,

sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için.

Zira yoksun....

 Sanki benim hiç senim olmamış,

sanki bizi hiç yaşamamışız,

sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi.

Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti,

Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,


SANKİ BENİM HİÇ SENİM OLMAMIŞ GİBİ...

ALıntıdır

Aşk ßana Kalsın

sen git aşk bana kalsın 

İnsanların hayatlarına sorgusuz sualsiz girip,

darmadağın eden,

sonrada hiçbir şey söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum.

böyle misin sen de?

Gerçekten gitmek mi istiyorsun ?

Yürekli ol biraz, haydi konuş.

Söyle gitmek istediğini.

 İki çift sözü hak etmedi mi bu aşk?

Yaşanılan veya yaşadığım bunca şeye hiç mi saygın yok ?

bişey demiyceksin yine susucaksın biliyorum ...

O zman hedi sen git aşk bana kalsın ....

aLıntıdır

Kısa ßir Öyküdür Hayat

Kısa ßir Öyküdür Hayat  

”Kısa bir öyküdür hayat; uğruna upuzun acılar çektiğimiz, kısa bir türküdür ,

bir kez daha dinlemek için delirdiğimiz!” der ünlü bir şair.

Bu kadar güzel tanımlanır ”hayat”dediğimiz sınav.

Bazen bilmiyorum nasıl yaşamam gerektiğini…

Nasıl yaşamalıyım?

Nasıl davran malıyım?

Herkesi sevmeli miyim?

Sevebilir miyim?

Günlük mü yaşamalıyım?

Yoksa geleceğe yatırım mı yapmalıyım?

Ne zaman ve nasıl öleceğimi bilmediğim bu evrende. ”Eskiden gençsin , önünde uzun yıllar var ” derdi büyükler. Şimdi görüyorum; yaşa, başa bakmaz oldu ölümler.

Yaşı küçüldü ölümlerin.

Ne zaman genç birinin öldüğünü duysam ya da okusam; ”Aysun; boşuna üzülüyorsun, sinirleniyorsun, herşeyi kafana takıyorsun, para biriktiriyorsun, işte hayat bu kadar kısa , yaşamana bak , gidenler ne götürüyor ki ” diyorum.

Öte yandan da günlük yaşamış, çalışmamış sosyal güvencesi olmayan zavallı insanların çaresizliğini görünce ”Paranı dikkatli harcamalısın, üç beş kenara koymalısın, bunun bir de kötü günü var, bak da ders al” diyorum.

Ama herşeyi çabuk unutuyoruz, yaşam akıp gidiyor avuçlarımızdan.

Hayat sınavların en zoru ve en acımasızı.

En güzeli ”kadere ”inanmak. ”Alah bizleri yaratırken, kaderimizi de çiziyor” diye teselli etmeliyiz kendimizi.

Yoksa bu çelişkilerle geçmez hayat.

İnsanın düşünceleriyle, düşüncelerini eyleme dökmesi zor çoğu zaman.

Hepimiz güzel şeyler söylüyoruz ama iş uygulamaya gelince yolda kalıyoruz.

Oysa meziyet , düşündüğün gibi davranabilmekte.

Düşüncelerimiz gibi özgür değil hayatlarımız.

Oysa yaşamın hakkını vermeli insan, ”Madem bir kez geldik”; sonuna kadar gönlümüzce, düşüncemizce yaşamalıyız.

Sevgilerimle
Aysun Alp

http://blog.milliyet.com.tr/aysunalp

ßazen küçük Adam


iSYANdIr

7715_200611_22_0_18_19  

''..ey kıvrımlarının debisi çağlayan acuze..!
kan(a)ma bu sefil tapınmalara
bedenimde uyu ,
gözlerimde uyan ;
içindeyim dışında olmayacak kadar.."

Acı HarikaLar Diyarında

unefilleesaguitarejd9rk9   

Ayakta durmam gerekiyor hayata karşı!
Kahkahalarımı koruyarak!
Oysa kılıcım yok!
Gölgelerin gücü yok!
Masallar bana yazılmamış.
Benim hayatımda saat asla 12′yi vurmaz.
Kurbağalar da beni sevmez zaten, neden prensim olsunlar
Uyumuyorum ki öpülüp uyandırılayım,
Kırmızı başlık taksam kurt bile takılmaz peşime,
Gidecek anneannem de yok ki artık,
Üvey annem bile yok beni şömine önü eziyetlere bırakacak,
Şeker evlerden korktum hep, dişlerim çürüyecek diye
Büyüdüm de kendim okudum masalları raflardan indirerek,
Ayşegül diye bir arkadaşım, süperman diye bir kurtarıcım olmadı hiç,
Sadece şarkılar vardı.
İçinde aşk, acı, umut olan şarkılar.
Dua etmeyi de bilmem aslında,
Aydede de, Noel baba da masallar gibi yalandı,
Ben çocukken bir tek yıldızlar kayardı!
  

Çisel Onat