Kendi blogunu oluştur ;)

hey hat...!

G ü L ü m s e...

3 tane "özlem" etiketli yazı bulundu "özlem" tagli diger ogeler resimler , videolar

Her Şeyi Sana Yazdım...Senide Her Şeye..

lovebydanilushajn5  

 Her şeyi sana yazdım
seni de her şeye...

Kalemler tükettim, tükenmeyen hasretle,
ucundan dökülen aşkla,
umutla
çığlıklar,
belki de nefretle.

Her umuda avuc açtım
sen dilendim.
Aşktan harap bir dilenci şimdi yüreğim...

Her şeyi sana yazdım
seni de her şeye...

Hayallerimin paragraf başlarına,
umutlarımın parantez içlerine.
Kalemler tükettim tükenmeyen hasretle..

Her şeyi sana yazdımseni de herşeye

Binlerce kez okudum her gün
bir ilkokul defterinden.
Binlerce kez okudum
seçebilmek için seni
soru işaretlerinden
Seni ezberledim hergün
karmakarış yazılar içinden.

Sana da kendimi yazdım
bana ait harflerle,
farklı alfabelerle..

Herşeyi sana yazdım
Herşeye seni yazdım...

(ALıntıdır)

ÖyLesine ßir Mektup

Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların.

Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın.

Yani öylesine, o kadar bensin ki.

Ah nasıl anlatsam.

Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım.

Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.

Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı.

Kelimeler cılız.
Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu.

Ben de. Çok başka bir şey.

Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan?

Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken?

Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?
Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı?

Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde.

Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar.

Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni.

En derinlerde tuttum.

Bana sakladım.

Derine, hep daha derine.
Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım.

Paylaşamadım yanlış yaptım.

Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar.

Kendimi oradan oraya vurmam.

Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam.

Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.
Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum.

Renklerim, gün içinde değişiyor.

Soluyorum, soğuyorum.

Güneş ulaşmıyor içerilerime.

Küfleniyorum, yaşlanıyorum.

Yalnızlıklar peşimde.

Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme.

Yapış yapış, vıcık vıcık bir yalnızlık bu.

Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.
Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum.

Yollar, gitgide uzadı ve karıştı.

Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var.

Ah onun ne olduğunu biliyorum.

Sonu sana geliyor her cümlenin.

Her şeyin başı içinde ve sonundasın.

Bu değişmiyor.

Öyle içimdesin ki.

Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.
Çok mutluydum.

Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım.

 Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.
"Yine zamansız yağmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları" dedim, "Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?" dedim.

ok uzun bir mektup oldu.

Başından sonuna kadar okudum da.
Neler yazmışım diye merakımdan.
Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım.

Büyük harflerle, yalnızca adını.

Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum.

Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın.

Yüreğim sende.

Sen yüreğime yakın.

Öyleyse mektup sende.

Can DÜNDAR

Öylesine..

ellerim sana üşüyor 

..kederleri kelimelere sarıyorum,
kocaman laflar ediyorum
ama hiç birini sevmiyorum..

Bugün günlerden soğuk, ellerim seni üşüyor, ne yapsam başa çıkamadığım bir dolu ”özledim” var dilimde sana biriken..

Ocak ayının olmadık bir perşembesinin ilk saatlerinde, gecenin bu artık gecikmiş zamanlarında, birden bire bir güneş mi doğsun istiyorum acaba?

Ömrümden farketmeden geçen tüm sabahların inadına..
İçimdeki korkuyu kelimelere dökmekten bile korkar mı insan..

 Pencereleri kapıları sıkı sıkı kapatasım var, çirkinlik sızmasın diye..

Gel kurtar beni!

Fikrimin en fakir karanlığında cümlelerim bile ahenksiz biliyorum,

kuşatılmış sözlerin kendine gömüldüğün anlar da olmasa ne olucak halim..

Zamanların hain olmadığını söyle bana, hadi..

Korkuların yersiz olduğuna inandır,

hayatın çirkinliklerle dolu olduğunu ama hep yanımda olacağını söyle,

bunlar doğru değilse bile hadi kandır beni, lütfen..

Şimdi diyorum bir mucize olsa..

Olsa keşke..

”Ben daha büyümedim, biliyorum..”

(aLıntıdır)